Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II - Sorularla Öğrenelim

Ünite 1

1924 Anayasası

Soru: “Devletin dini İslam’dır” maddesi hangi yılda yapılan değişiklik ile anayasadan çıkartılmıştır?

Cevap: Anayasada 10 Nisan 1928’de bir değişiklik yapılarak “devletin dini İslam’dır” maddesi çıkarılmıştır. Anayasaya laik bir nitelik kazandırılmıştır


Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar

Soru: Tevhid-i Tedrisat Kanunu (öğretimin birleştirilmesi) hangi yılda çıkarılmıştır?

Cevap: Eğitim alanında yaşanan çeşitliliğe son vererek millî, çağdaş ve laik bir eğitim sistemi kurmak
amacıyla 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu (öğretimin birleştirilmesi) çıkarılmıştır


Soru: Türkiye’de eğitimin belli esaslara göre düzenlenmesi amacıyla 2 Mart 1926’da çıkarılan kanun hangisidir?

Cevap: Türkiye’de eğitimin belli esaslara göre düzenlenmesi amacıyla 2 Mart 1926’da Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Bu kanun Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun tamamlayıcısı olmuştur.


Soru: Cumhuriyetin ilk yıllarında ilköğretimle ilgili en temel sorunlardan biri hangisi olmuştur?

Cevap: Cumhuriyetin ilk yıllarında ilköğretimle ilgili en temel sorunlardan biri okul ve öğretmen temini
olmuştur. Özellikle kırsal kesimde ilköğretim işlerini bir düzene sokmakta sıkıntı yaşanmıştır


Soru: Millet mektepleri hangi tarihte açılmışlardır?

Cevap: Başöğretmenliğini Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı Millet Mektepleri, 1 Ocak 1929 günü yapılan resmî törenlerle açılmıştır


Soru: Harf inkılabı hangi tarihte kabul edilmiştir?

Cevap: Kanun, TBMM’de 1 Kasım 1928 günü kabul edilmiştir


Soru: Türkiye’de modern tarihçiliğinin gelişmesi ve Türk Tarih Tezi’nin oluşturulmasına katkıda bulunan kurum hangisidir?

Cevap: Türkiye’de modern tarihçiliğinin gelişmesi ve Türk Tarih Tezi’nin oluşturulmasına katkıda bulunan kurum; Türk Tarih Kurumu dur.


Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar

Soru: Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemi kaça ayrılmaktadır?

Cevap: Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemi şer’i hukuk ve örfi hukuk olmak üzere ikiye ayrılmış Tanzimat
dönemiyle birlikte Batının hukukuna yöneliş başlamıştır


Soru: Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kaç yılında TBMM de kabul edilmiştir?

Cevap: Modern bir devletin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte yapılan anayasa Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adıyla 20 Nisan 1924’te TBMM’de kabul edilmiştir


Soru: İsviçre Borçlar Kanunu’na dayanan Borçlar Kanunu, hangi yılda kabul edilmiştir?

Cevap: Türk Medeni Kanunu’nun kabulünden sonra İsviçre Borçlar Kanunu’na dayanan bir de Borçlar
Kanunu hazırlanmış 22 Nisan 1926’da TBMM’de kabul edilmiştir


Soru: Türkiye’de kadının statüsünde yaşanan değişim hangi dönemde başlamıştır?

Cevap: Türkiye’de kadının statüsünde yaşanan değişim Tanzimat Dönemi ile başlamıştır. Kızların eğitimi
konusu bu dönemden itibaren önemsenmiş ve çeşitli okullar açılmıştır


Soru: Cumhuriyet döneminde kadınlara ilk olarak hangi kanun ile eğitimde eşitlik hakkı verilmiştir?

Cevap: Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde eşitlik hakkı sağlanmış daha sonra da 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile temel haklar verilmiştir


Sosyal, Sağlık ve Gündelik Hayat Alanında Yapılan İnkılaplar

Soru: Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ve türbedarlık gibi birtakım unvanların yasaklanmasına ve kaldırılmasına dair kanun kaç yılında kabul edilmiştir?

Cevap: TBMM’de 30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ve türbedarlık gibi birtakım unvanların yasaklanmasına ve kaldırılmasına dair kanun kabul edilmiştir


Türk Ceza Kanunu

Soru: Türkiye koşullarına uygulanacak bir ceza kanunu hangi ülkenin Ceza Kanunu’na dayandırılmış ve bu yeni ceza kanunu kaç yılında kabul edilmiştir?

Cevap: En uygun kanun olarak 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanunu görülmüştür. İtalyan Ceza Kanunu’na dayanan yeni bir ceza kanunu hazırlanmış 1 Mart 1926’da TBMM’de kabul edilmiştir


Türk Medeni Kanunu

Soru: Osmanlı Devleti’nde Tanzimat dönemiyle birlikte modern ve laik hukuk sistemini kurmaya yönelik yapılan en önemli düzenleme nedir?

Cevap: Osmanlı Devleti’nde Tanzimat dönemiyle birlikte modern ve laik hukuk sistemini kurmaya yönelik yapılan en önemli düzenlemelerden biri medeni hakları düzenleyen Mecellenin kabulü olmuştur


Soru: İsviçre Medeni Kanunu’nun seçilmesinde etkili olan faktörler nelerdir?

Cevap: İsviçre Medeni Kanunu’nun seçilmesinde demokratik, laik, anlaşılması kolay ve sosyal içerikli olmasının yanında Avrupa’da en son düzenlenen medeni kanun olması etkili olmuştur.


Türk İnkılabının Hedefleri

Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği Türk İnkılabını üç aşamasından birinci aşama, hangi yılları kapsar ve gerçekleştirilen inkılab hangisidir?

Cevap: Mustafa Kemal Atatürk, Türk İnkılabını üç aşamada gerçekleştirmiştir. Birinci aşamada 1919- 1922 yılları arasında yaşanan Türk Kurtuluş Savaşı sonucunda tam bağımsızlık kazanılmış ve Misak-ı Millî sınırları içerisinde yeni bir Türk Devleti kurma yolunda önemli bir adım atılmıştır


Soru: Türk inkılabı’nın Rus Devrimi ve Fransız Devrimi’nden farkı nedir?

Cevap: Türk inkılabı bağımsızlık olgusunun öne çıktığı 20. yüzyılda emperyalizme karşı verilen en önemli
ulusal mücadelelerden birinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Rus Devrimi ve Fransız Devrimi’nden
farklı olarak bir sınıf mücadelesi için değil ulusun her anlamda bağımsızlığı için mücadele edilmiştir.


İktisadi Alanda Yapılan İnkılaplar

Soru: Avrupalı devletler ile Osmanlı Devleti arasında 1881 yılında imzalanan sözleşme hangisidir?

Cevap: Avrupalı devletler ile Osmanlı Devleti arasında 1881 yılında “Muharrem Kararnamesi” adı verilen bir sözleşme imzalanmıştır. Bununla alacaklı devletler alacaklarının bir kısmından vazgeçmiş ve bir ödeme planı yapılmıştır


Soru: Sanayici kesimin ülkede kurulacak sanayiyi teşvik etmek üzere yasal bir düzenleme yapılması önerisi doğrultusunda 28 Mayıs 1927’de hangi kanun çıkarılmıştır?

Cevap: İzmir İktisat Kongresi’nde sanayici kesimin ülkede kurulacak sanayiyi teşvik etmek üzere yasal bir düzenleme yapılması önerisi doğrultusunda 28 Mayıs 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır


Ünite 2

Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün erken yaşlarda fikir dünyasının oluşmasında etkili olan faktörler nelerdir?

Cevap: Bir devlet ve düşünce adamı olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğinin ve fikirlerinin oluşmasında yetiştiği ortamın ve aldığı eğitimin büyük etkisi olmuştur. Atatürk Balkanlarda doğmuş, çocukluğu Balkanlarda geçmiş, İmparatorluğun her köşesinde görev alarak, büyük sorumluluklar taşıyarak yaşamıştır. Atatürk’ün yetiştiği dönem Türk milleti için, bütün değerleri ile birlikte var olmakla yok olmanın sınırında yaşanılan bir tarih kesitidir. İmparatorluğun milliyetçilik akımlarının da etkisiyle art arda gelen savaşlar, yenilgiler ve kopuşlar içinde sarsıldığı son derece buhranlı bir dönemde Atatürk, İslam dinine, devletine, geleneklerine örf ve âdetlerine bağlı bir aile ortamında yetişmiştir.


Soru: 1921 yılında Yunan ordularının Anadolu’nun iç kısımlarında ilerlemesinin durdurulmasına yönelik hangi cephelerde savaşlar yapılmıştır?

Cevap: 1920 yılı sonlarında düzenli ordunun kurulma- sının ardından işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Batı cephesinde 1921 yılının Ocak ve Mart-Nisan ayla- rında Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri kazanılmıştır. Ancak Türk Ordusunun bu başarıları üzeri- ne Yunan kuvvetleri 10 Temmuz 1921’de genel bir taarruza geçmişler ve Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Türk Ordusu’nu ağır bir yenilgiye uğratmışlardır. Kütahya, Eskişehir ve Afyon gibi büyük stratejik önemi olan şehirlerin elden çıkmasıyla daha fazla kayıp vermemek adına Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği emirle, Türk Ordusu 25 Temmuz 1921 tarihi itibariyle Sakarya nehrinin doğusuna çekilmiştir. Yunan kuvvetlerinin Ankara’ya yaklaş- ması tehlikesi üzerine Başkomutanlık yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından 5 Ağustos 1921’de üç ay süre ile Mustafa Kemal Paşa’ya verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu yetkiye dayanarak, 7-8 Ağustos 1921’de Tekâlif-i Milliye (Ulusal Yükümlülük) Emirlerini yayınlamıştır. Yu- nanlılar tekrar ileri harekâta başlamış ve 23 Ağustos 1921’den 13 Eylül 1921’e kadar devam eden bir muharebe dönemi yaşanmıştır. Türk Ordusu, 22 gün boyunca Yunanlılara karşı büyük bir mücadele vermiş ve Sakarya Muharebesi, Türk Ordusu’nun zaferiyle sonuçlanmıştır.


Soru: Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1923-1930 yılları arasında mevcut uluslarası uluslarası sorunlarla ilgili faaliyetleri nelerdir?

Cevap: 1923-1930 yılları arasında Türk dış politikasını meşgul eden dış sorunlar genel olarak Lozan Konferansı’nda çeşitli sebeplerle kesin olarak sonuçlandırılmamış konular ile bahse konu konferansta çözüme kavuşturulmuş olsa da uygulama aşamasında çıkan sorunların ulusal çıkarlara uygun biçimde çözümüne dönük çabalardır. Bu kapsamda Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış politika konularının başında İngiltere ile Musul sorunu, Fransa ile borçlar ve yabancı okullar gibi diğer sorunlar, Yunanistan ile Ahali Mübadelesi (Etab- li sorunu) gelmektedir.


Mustafa Kemal Atatürk’ün Ailesi, Öğrenimi, Askeri ve Siyasi Yaşamı

Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün 1. Dünya savaşında Çanakkale cephesinde ne tür görevler üstlenmiştir?

Cevap: Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında Kasım 1914’te savaşa girmesiyle Sofya’da ataşemiliter olarak pasif bir görevde kalmak istememiş ve derhâl Osmanlı Başkumandanlık Vekâletine başvurarak, uygun bir göreve atanma talebinde bulunmuştur. Bu talebi kabul gören Yarbay Mustafa Kemal, Tekirdağ’da yeni teşkil edilen 19. Tümen Komutanlığına atanmıştır. 1 Şubat 1915’te kendisine Üçüncü Rütbeden Osmanlı nişanı verilen Yarbay Mustafa Kemal derhal İstanbul’a gelerek, 2 Şubat 1915’te 19. Tümen Komutanlığı görevine başlamıştır. Ancak 19. Tümen henüz teşkilini tamamlamadan İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazını tehdide başlamasıyla 25 Şubat 1915’te 19.Tümene ilaveten 9.Tümenin 2.Piyade Alayı ve bazı topçu birlikleri ile Maydos (Eceabat)’a hareket etmesi emrini almıştır. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı denizden geçmeyi başaramayan İtilaf Kuvvet- leri, bu defa da karadan Gelibolu Yarımadası’nın batısına asker çıkarma hazırlığı içerisinde bulunmuşlardır. Çanakkale Kara Muharebeleri başlayana kadar Maydos Mıntıka Komutanlığı görevini yürüten Yarbay Mustafa Kemal, yeni teşkil edilen 5.Ordu Komutanlığına Alman Mareşal Liman Von Sanders’in atanması üzerine Tümeni ile birlikte 5. Ordunun yedeğine alınarak, Bigalı’da görevlendirilmiştir. İtilaf Devletleri’nin karaya asker çıkardığı ilk gün olan 25 Nisan 1915 tarihinde İngiliz-Fransız müşterek filosunun ve Avustralya ve Yeni Zelanda (ANZAK) Kolordusunun da desteği ile; Arıburnu, Seddülbahir ve Kumkale’den yeniden taarruza geçme teşebbüslerini haber alan Yarbay Mustafa Kemal, Mareşal Liman von Sanders’e rağmen hayati kararlar alarak, emrindeki tümeni Bigalı’dan Conkbayırı’na sevk ederek, İtilaf Kuvvetlerinin Arıburnu’ndan Conkbayırı’na ilerlemelerini durdurmuştur. Yarbay Mustafa Kemal, Arıburnu’nun Anafartalar kısmında emrindeki kuvvetleri iyi idare ederek, İtilaf Kuvvetlerinin ilerlemesini ve İstanbul yolunun karadan açılmasını önlemiş ve orada bir mukavemet cephesi kurmuştur.


Soru: Mustafa Kemal Paşa’nın Hicaz SeferiKuvvetler Komutanlığı ve Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığındaki görevlerini açıklayınız?

Cevap: 17 Şubat 1917’de Mustafa Kemal Paşa, Ordu Komu- tanı yetkisiyle fakat 4. Ordu Komutanlığı emrinde olmak üzere yeni kurulacak olan Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığına atanmıştır. 23 Şubat 1917’de Şam’a gelişini takiben 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa ile görüşmüş, Sina cephesindeki kuvvetleri de- netlemiştir. Hicaz’ın boşaltılması ve Suriye cephesinin desteklenmesi konusundaki görüşü, Enver Paşa tarafından benimsenmiş ve bunun sonucu olarak Mustafa Kemal Paşa’ya verilen bu komutanlık görevi kaldırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 7 Mart 1917’de bu defa asil olarak 2.Ordu Komutanlığı- na tayin edilmiş ve bu görevi, aynı yılın Temmuz ayına kadar devam etmiştir. Mustafa Kemal Paşa 5 Temmuz 1917 tarihli Başkumandanlık emri ile Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına bağlı olarak Halep’te oluşturulması kararlaştırılan 7. Ordu Komutanlığına atanmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 23 Ağustos 1917’de Halep’e giderek, göreve başlamış- tır. Mustafa Kemal Paşa’ya 23 Eylül 1917’de “Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası” verilmiştir


Soru: Mustafa Kemal’in 9. Ordu Kıtaları Müfettişliğine atandıktan sonra İstiklal Harbini başlatmasına yönelik gelişmeler nasıl olmuştur.

Cevap: Geniş yetkilerle 9. Ordu Kıtaları Müfettişliği görevine atanan Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden bir gün sonra 16 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Samsun’a hareket etmiş; 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ayak basmıştır. Samsun’da kısa bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra 25 Mayıs 1919’da Havza’ya geçen Mustafa Kemal Paşa, burada şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı yaparak, ülkenin durumunu görüşmüştür. Bağımsızlığın Anadolu’da verilecek mücadele ile mümkün olacağı düşüncesini taşıyarak İstanbul’dan ayrılan Mustafa Kemal Paşa’nın Türk halkına ilk seslenişi, 28 Mayıs 1919 tarihinde Havza Genelgesi (Bildirisi) ile gerçekleşmiştir. Daha sonra Amasya’ya geçen Mustafa Kemal Paşa 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’nin yayımlanmasını sağlamıştır. Devamında ise 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’nin, 4 Eylül 1919’da da Sivas Kongresi’nin toplanmasına öncülük etmiştir. İstanbul’un resmen işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa Ankara’da yeni bir meclisin toplanması amacıyla çalışmalarını başlatmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920 tarihinde açılmıştır. 24 Nisan 1920 tarihi itibariyle de Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkanlığına seçilmiştir.


Soru: 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açılma süreci nasıl olmuştur?

Cevap: 12 Ocak 1920’de toplanan Son Osmanlı Mebuslar Meclisi, 28 Ocak 1920’de Misak-ı Millî’yi ilan etmiştir. Misak-ı Millî’nin 17 Şubat 1920’de dünya- ya duyurulmasının ardından 16 Mart 1920’de İşgal Kuvvetleri tarafından İstanbul resmen işgal edilmiş ve Mebuslar Meclisi dağıtılmıştır. İstanbul’un resmen işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa Ankara’da yeni bir meclisin toplanması amacıyla çalışmalarını başlatmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mart 1920 tarihli genelgesi ile Ankara’da olağanüstü yetkilerle yeni bir meclisin toplanacağı ve bunun seçimlerinin yapılması gerektiği bildirilmiştir. Yeni seçilen ve İstanbul’dan gelebilen mebusların katılımıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920 tarihinde en yaşlı üye olan Sinop Mebusu Şerif Bey’in konuşması ile açılmıştır. 24 Nisan 1920 tarihi itibariyle de Mustafa Kemal Paşa, Meclis Baş- kanlığına seçilmiştir.


Soru: Sakarya zaferinin ardından yaklaşık bir yıl devam eden hazırlık sürecinden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz nasıl gerçekleştirilmiştir?

Cevap: Sakarya zaferinin ardından yaklaşık bir yıl devam eden hazırlık sürecinden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz, Türk topçusunun Yunan mevzilerini vurması ile başlamıştır. Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Yunan kuvvetlerinin büyük bir bölü- münün imha edilmesiyle kesin bir zafer ile sonuçlanmıştır. İsmet (İnönü) Paşa’nın verdiği önerge ile “Başkomutan Meydan Muharebesi” adı verilen bu muharebeyi, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, cephenin en ileri noktalarından idare etmiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, orduya hitaben yayımladığı “Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle, İzmir’e doğru kaçmakta olan Yunan kuvvetlerinin takip edilmesini ve tamamen yok edilmesini istemiştir. Türk Ordusu’nun yaptığı bu takip harekâtı sonucunda 9 Eylül 1922’de İzmir, 11 Eylül 1922’de de Bursa, Yunan işgalinden kurtarılmıştır. Böylece Yunan Ordusu üstün kuvvetlerle Anadolu içlerine ilerlemiş iken Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi nihayet Başkomutan Meydan Muharebesi ile Anadolu’dan tamamen temizlenmiştir.


Soru: Mustafa Kemal’in askerlik görevinin sona ermesiyle birlikte siyasi hayatı nasıl başlamıştır?

Cevap: İstanbul Hükûmeti’nin baskısı ile Mustafa Kemal Paşa 7/8 Temmuz 1919’da askerlik görevinden istifa ettikten sonra yayımladığı bir genelge ile Millî Mücadele’ye sade bir vatandaş olarak devam edeceğini bildirmiştir. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlar doğrultusunda Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye başkanlığına getirilmiştir. Heyet-i Temsiliye, Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelmiştir. Bu esnada 1919 yılı sonlarında gerçekleştirilen Mebuslar Meclisi’nin milletvekili seçimlerinde Mustafa Kemal Paşa, Erzurum’dan milletvekili seçilmiş olsa da İtilaf Devletlerinin işgali altında bulunan İstanbul’a gitmek istememiş ve Ankara’da kalmayı tercih etmiştir. Nitekim 12 Ocak 1920’de topla- nan Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin 28 Ocak 1920’de Misak-ı Millî’yi kabul etmesinin ardından 16 Mart 1920’de İşgal Kuvvetleri tarafından İstanbul resmen işgal edilmiş ve Mebusan Meclisi dağıtılmıştır. Bu işgal, Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’un güvenliği konusundaki öngörüsünü doğru çıkarmış ve ona Millî Mücadele hareketinin önderliğine Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı sıfatıyla devam etmesi için uygun bir ortam hazırlamıştır.


Soru: TBMM’nin kuruluş sürecini açıklayınız?

Cevap: 16 Mart 1920 günü İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgali ile Misak-ı Millî’nin kabul edildiği son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağıtılma- sı üzerine Mustafa Kemal Paşa, 23 Nisan 1920’de meclisin Ankara’da toplanması için harekete geçmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920’de vilayetlere, livalara, kolordu komutanlıklarına gön- derdiği genelgede; olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin Ankara’da toplanmasını ve dağıtılmış olan Mebusan Meclisi’nden Ankara’ya gelebileceklerin de bu meclise katılabileceklerini, duyurmuştur. 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin Ankara’da açılmasının ardından 24 Nisan 1920’de açık olarak yapılan 5.oturum- da Meclis Başkanlık Divanı seçimleri yapılmıştır. Heyet-i Temsiliye başkanı olarak sivrilen ve ulusal direniş hareketinin tartışmasız lideri konumundaki Mustafa Kemal Paşa, mecliste bulunan 120 mebus- tan 110’unun oyunu alarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilmiştir.


Soru: Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı olması sürecini kısaca açıklayınız?

Cevap: 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, yeni Türkiye Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmiştir. II. TBMM’nin ilk icraat olarak Lozan Barış Antlaşması’nı onaylamasının ardından yeni devletin hükûmet merkezi 13 Ekim 1923’te Anadolu’nun ortasında “Ankara” olarak belirlenmiştir. Devletin adı “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti” olmakla birlikte Meclis Başkanı, Hükûmet Başkanlığı görevini de yürütmüştür. O güne kadar Devlet Başkanlığı görevi, Türkiye Büyük Millet Başkanı sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından yerine getirilmiştir. Ancak bu durum, devlet başkanlığı makamını bir dereceye kadar boş göstermiş olduğundan artık mevcut reji- min isminin de bütün açıklığı ile konulması ve yeni devletin başkanının seçilmesi zorunlu hâle gelmiştir. 29 Ekim 1923 günü önce Halk Partisi Meclis Grubu’nda, ardından da TBMM’de kabul edilen kanun tasarısına göre hâlen yürürlükte olan 1921 Anayasası’nın birinci maddesinin sonuna, “Türkiye Devleti’nin hükûmet şekli Cumhuriyettir.” ilavesi yapılmıştır. Aynı gün akşam saat 20:30’da devlet şekli olarak Cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçiminde Gazi Mustafa Kemal Paşa, Genel Kurulda bulunan 158 milletvekilinden 158 oyun tamamını alarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.


Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930-1938 yılları arası uluslarası ilişkilere yönelik tutumu nasıl olmuştur?

Cevap: Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1930’lu yıllardan itibaren batılı devletler ile iyi ilişkiler kurmaya büyük özen göstermiştir. Bu süreçte Atatürk, güçlü ve dinamik kişiliğinin etkisiyle, Türkiye’nin komşuları ve diğer yabancı devletlerle aktif bir dış ilişkiler ağı oluşturmaya çalışmıştır. Atatürk bu doğrultuda yabancı liderlerin ve devlet adamlarının Türkiye’yi ziyaretlerini aktif dış politikanın ve yeni kurulan Cumhuriyet’in dünya milletler ailesi içinde kabul görmesinin bir aracı olarak görmüştür. Bu bağlamda Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde birçok yabancı devlet başkanı ve üst düzey yetkilileri ağırlamıştır.


Mustafa Kemal Atatürk’ün Düşünce Yapısını Şekillendiren Olaylar, Kişiler, Eserler

Soru: Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce yapısını şekillenmesinde kimler ve hangi yazarlar etkili olmuştur?

Cevap: Atatürk’ün yetişmesinde ailesinin büyük etkisi olmuştur. Mustafa Kemal’in babası Ali Rıza Efendi, batı fikirlerine açık, çağdaş düşünceye sahip bir insandır. Mustafa Kemal’in kişiliğinin şekillenmesinde dayısının çiftliğinde geçirdiği beş aylık dönemin önemli etkisi vardır. Atatürk’ün kişiliğinin oluşumunda onu yetiştiren öğretmenlerinin etkisi de büyük olmuştur. Selanik Askerî Rüştiyesinde, matematik dersine özel bir ilgi göstermiş, bu dersin öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey, onun yetenek, yaratıcılık ve olgunluğunu tespit ederek, ona “Kemal” adını vermiştir. Selanik Askerî Rüştiyesinde Mustafa Kemal’e özel ilgi gösteren öğretmenlerinden birisi de Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey’dir. Tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik (Bilge) Bey’in Mustafa Kemal’in derin tarih bilgisi ve bilin- cinin oluşmasında etkisi büyüktür. Atatürk’ün askerlik mesleğine hayranlık ve ilgisinin artmasında, üniformalı olarak Askerî Rüştiye’ye giden komşularından Kadri Bey’in oğlu Ahmet ve sokaklarında gördüğü üniformalı subaylar etkili olmuştur. Diğer yandan Mustafa Kemal, Tevfik Fikret, Süleyman Nazif, Abdullah Cevdet, Celal Nuri, Kılıçzade Hakkı ve Şehbenderzâde Hilmi Bey’in fikirlerinden de önemli ölçüde etkilenmiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel, Yahya Kemal, Mehmet Emin Yurdakul gibi şairlerin de Atatürk üzerindeki etkisi yadsınamayacak derecede büyüktür.


Soru: Mustafa Kemal’in kişiliğinin ve düşüncelerinin oluşmasında Fransız İhtilalinin ne tür etkisi olmuştur?

Cevap: Mustafa Kemal’in kişiliğinin ve düşüncelerinin oluşmasında yaşadığı döneme damgasını vuran bazı olayların ve insanların temel bir etki yaptığı görülmektedir. Mustafa Kemal, tarihsel bir dönemeçte dünyaya gelmiştir. O dönemeci belirleyen en büyük olgu, 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilalidir. Fransız İhtilalinin yaymış olduğu hürriyet, egemenlik ve milliyetçilik gibi kavramlar, Avrupa’dan sonra Asya’da da yayılıp etkilerini ar- tırmış ve bu akımlar, çok uluslu etnik bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanıp çökmesini hızlandırmıştır. Mustafa Kemal’in düşünce ve eylemlerinde Fransız İhtilali’nin etkisi büyük olmuştur. Dönemin bu siyasi konjonktürünün etkisiyle Mustafa Kemal’in fikri yapısındaki gelişme daha onun öğrencilik yıllarında belirginleşmeye başlamıştır


Soru: Mustafa Kemal’in kişiliğinin ve düşüncelerinin oluşmasında Balkanlardaki olayların ne tür bir etkisi olmuştur?

Cevap: Mustafa Kemal Atatürk, Balkanlarda doğmuş, çocukluğu ve gençliğinin önemli bir kısmı Balkanlarda geçmiştir. Balkan Türklerinin 19. yüzyılın son çeyreğinde tarihi hakları, kişisel ve toplumsal bütün değerleri tehdit altında kalmıştır. O yıllarda Mustafa Kemal’in yetiştiği Makedonya’nın iki önemli şehri olan Selanik ve Manastır, Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi ve fikri muhalefetin merkezi konumundaydı. Dolayısıyla Mustafa Kemal, 1789 Fransız ihtilâlinden kaynaklanan Balkan milletlerinin milliyetçilik hareketlerine, dış güçlerin ve bunların sömürgecilik adı altındaki emellerine yakından tanık olarak yetişmiştir.


Soru: Mustafa Kemal’in düşünce yapısının oluşmasında erken dönemde yurt dışına yaptığı ziyaretlerin ne tür etkisi olmuştur?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa 1910 yılında Ali Fethi (Okyar) Bey ve Binbaşı Selahattin Bey ile birlikte katıldığı Fransa’daki Picardie Manevrası sırasındaki Paris gezintisi ve manevra sonrasındaki Fethi Bey ile birlikte Avrupa’da yaptıkları İsviçre, Hollanda ve Belçika’yı kapsayan on dört günlük seyahat, Mustafa Kemal’i düşünce yapısı olarak etkilemiştir. Ardından 1913 yılında Bulgaristan’ın başkenti Sofya’daki ataşe militerlik yılları, Mustafa Kemal’in Batı’yı, Avrupa’yı oldukça yakından tanımasını sağlamıştır.


Mustafa Kemal Atatürk’ün Hastalığı, Vasiyeti ve Vefatı

Soru: Cumhuriyetçilik ilkesi nedir?

Cevap: Cumhuriyetçilik ana ilke ve esas değerdir. Cumhuriyet, Arapçada halk, ahali, büyük kalabalık anlamına gelen “Cumhur” kelimesinden gelmiştir. Cumhur, toplu bir halde bulunan kavim yahut millet demektir. Kavram olarak bakıldığında ise Cumhuriyet, demokrasinin devlet şekline uyarlanmış hâlidir. Cumhuriyet kelimesinin Fransızca karşılığı, “La Republique”, İngilizce karşılığı “Republic”dir. Latince aslında “Res Publica” kelimesinin karşılığı olan Cumhuriyet, kamuya ait olan, kamu malı anlamına gelmektedir. Kavramın hem Arapça, hem de Batı dillerinde kullanımı benzer uygulamaları ifade etmektedir. Cumhuriyet kavramı tarihi gelişim sürecinde halkın kendisini yönettiği, demokratik rejimleri ifade etmek için kullanılmıştır.


Soru: Milliyetçilik ikesi nedir?

Cevap: Atatürk milliyetçiliği, din, dil, tarih ve kültür bağlarına dayandırılmış, bu bağlar milleti bir arada tutan bir üst yapı oluşturmuştur. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Fuat Köprülü ve Mehmet Emin Yurdakul gibi aydın ve düşünce adamları tarafından dil ve kültür ön planda tutularak, milliyetçiliğin tanımı yapılmış ve dönemin milliyetçilik anlayışı bu esaslara oturtulmuştur (Acun, 2009). Atatürk milleti: ”Aynı harstan (kültürden) oluşan insanların meydana getirdiği toplum.” olarak tarif etmiştir. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir.” ifadesiyle de bu yaklaşımı teyit etmiştir. Atatürk, milliyetçiliği millî bütünlüğün temeli olarak görmüştür.


Soru: Halkçılık ilkesi nedir?

Cevap: Halkçılık ilkesi genel anlamda, Türk toplumunda birey, aile, zümre ve sınıf egemenliğinin olmayacağı, bütün millet bireylerinin kanunlar önünde eşitliği esasına dayanmaktadır. Atatürk’ün halkçılık anlayışına göre toplumda sınıflar yoktur, meslekler vardır. Bu nedenle de sınıf çatışması söz konusu değildir. Mesleki zümreler arasında iş bölümü ve dayanışma bulunmaktadır. Halkçılık, sınıfsız, ayrıcalıksız ve kaynaşmış bir toplum yaratmanın temel anahtarıdır. Atatürk, halk ile milleti eş anlamlı olarak kullanmıştır. Ona göre “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk Milleti” denir. Bu sözden de anlaşılacağı gibi halkçılık ilkesi, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkeleri ile doğrudan ilgilidir ve bu ilkelerin bir sonucudur. Atatürk’e göre halkçılık ilkesi tüm ulusu kapsamaktadır.


Soru: Laiklik ilkesi nedir?

Cevap: Laik terimi, din adamı sınıfına dâhil olmayan, halktan kişileri tanımlamak için kullanılan, Yunanca “laos” kelimesinden türetilmiştir. Türkçeye Fransızcadaki “laic, laique” terimlerinden geçmiştir. Laiklik, “dini, devlet işlerinden ayırma” şeklinde tanımlansa da esas itibariyle laiklik bir düşünce sistemidir; her şeyden önce bir zihin ve düşünce özgürlüğüdür. Yasalar önünde kişilerin dinsel farklılıklar gösterilmeksizin eşit olmasıdır.


Ünite 3

Soru: Atatürk adına yapılacak olan Anıtkabir’in yapımı için kurulan komisyonun başkanı kimdir?

Cevap: 21 Kasım 1938 tarihinde Ankara’da düzenlenen cenaze merasimine kadar meşgul olunan bu işin yanı sıra ilgilenilen bir diğer husus, Atatürk için yapılması planlanan “Anıtkabir”dir. Nitekim Anıtkabir yapımı için 16 Aralık 1938 tarihinde Başbakanlık Müsteşarı Kemal Gedeleç başkanlığında bir komisyon meydana getirilmiştir (Ulus,
14.11.1938; 16.12.1938).


Giriş

Soru: 10 Kasım 1938 yılında hayata gözlerini yuman Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yerine seçilen kişi kim olmuştur?

Cevap: Türk siyasi hayatı, 1938 yılı başlarından itibaren hastalığı ağırlaşan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa
Kemal ATATÜRK’ün 10 Kasım 1938 tarihinde hayatını kaybetmesi, onun yerine gelecek kişinin
İsmet İnönü olarak belirlenmesinin ardından yeni bir yola girmiştir.


Soru: Türkiye’de çok partili sistem hangi yıl kurulmuştur?

Cevap: Türk siyaseti, sık değişen hükûmetler, savaşın getirdiği ağır ekonomik yükler, bu yükü hafifletmek için uygulanan savaş ekonomisi politikaları ve II. Dünya Savaşı’na Türkiye’nin fiilen katılmaması gayretleri ile 1945 yılına ulaşabilmiştir. Ancak değişen dünya düzeni, iç politikada demokratik hayata geçme arzusunu kuvvetlendirmiş, nitekim bu yıldan itibaren Türkiye’de genel seçimler ilk kez tek dereceli yapılarak çok partili siyasal sistem kurulmuştur.


Soru: 1950 yılının Mayıs ayında hangi parti iktidar olmuş ve yeni bir dönem başlatmıştır?

Cevap: Tek partili geçen uzun yıllar ve bu sistemin getirdiği gereklilikler ve anlayışlar, bir anda değişmemiş, muhalefet önemli düzeyde başarı kazanarak yeni seçimlere hazırlanabilmiştir. Nihayet, 1950 yılının Mayıs ayında Demokrat Parti iktidara gelerek yeni bir dönemi başlatacaktır. Dış politika açısından ise, dönem içerisinde oldukça değişken
bir tavır olduğu görülmektedir.


Soru: Hangi ülke Sovyet Rusya’nın Balkanlar’daki yayılmacı politikasından rahatsız olarak Türkiye ve Yunanistan’ı desteklemiştir?

Cevap: Denge politikası ile savaş dışında kalmayı başarabilen Türkiye, 1944 yılından itibaren Sovyet Rusya tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Sovyet Rusya’nın Balkanlardaki yayılmacı politikalarından rahatsız olan ABD, Yunanistan ve Türkiye’yi destekleme kararı almıştır. Bu süreçte 1947 yılından itibaren gelişen ilişkiler, Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde sıkılaşmıştır.


Soru: 1947 yılında ABD ile gelişen ilişkiler hangi görüşme ve anlaşmalar ile sıkılaşmıştır?

Cevap: Özellikle Sovyet Rusya’nın Balkanlardaki yayılmacı politikalarından rahatsız olan ABD, Yunanistan ve Türkiye’yi destekleme kararı almıştır. Bu süreçte 1947 yılından itibaren gelişen ilişkiler, Truman Doktrini ve Marshall Planı
çerçevesinde sıkılaşmıştır. Türkiye, savaşa girmeme politikasıyla, savaşı kazanan bloğun yanına eklemlenme
başarısını göstermiştir.


Türk Dış Politikası (1939-1950)

Soru: Türk-İngiliz Ortak Beyannamesi kaç yılında ve ne sebeple yayımlanmıştır?

Cevap: 12 Mayıs 1939 tarihinde Türk-İngiliz Ortak Beyannamesi yayımlanmıştır. Beyannamenin 4. maddesine göre iki hükûmet, herhangi bir saldırı hareketinin Akdeniz bölgesinde bir savaşa neden olması halinde, birbirlerine her türlü yardımı yapmayı taahhüt etmişlerdir (Düstur, 1939). Fakat Türkiye, bu anlaşmaya karşı tavrının ne olacağını bilmediği Sovyet Rusya için antlaşmanın ek protokol maddesine “çekince” ilave edilmesi gereğini duymuştur.


Soru: Sovyet Rusya kaç yılında Almanya ile Saldırmazlık Anlaşması imzalamıştır?

Cevap: Sovyet Rusya’nın da aynı tarihsel dayanak çerçevesinde Türkiye’ye bakış açısının bu yönde olduğuna inanılıyordu
(Güler, 2007). Fakat Sovyet Rusya, kesin tavrını henüz göstermiş değildi. Bu nedenle Türkiye, 11 Ağustos 1939 tarihinden itibaren iyice yoğunlaşan İngiltere-Fransa ve Rusya görüşmelerini, olumlu bitmesi temennisi ile, dikkatle takip etmekteydi. Fakat Türkiye’nin beklediği olmamış, aksine Sovyet Rusya, 23 Ağustos 1939 tarihinde Almanya ile Saldırmazlık Antlaşması imzaladığını duyurmuştur. Sovyet Rusya’nın Batı bloğuna katılacağından
emin olan Türkiye için, Almanya-Sovyet Rusya Antlaşması tam anlamıyla sürpriz olmuştur.


Türk İç Politikası (1939-1950)

Soru: İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçildikten sonra hükümeti kurma görevini kime vermiştir?

Cevap: Anayasanın 34. maddesi gereği Cumhurbaşkanı seçimine başlanmış, 387 mevcutlu mecliste oylamaya katılan 348 vekilin oyu ile yeni Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü seçilmiştir. İnönü, yeni hükûmeti kurma görevini Celal Bayar’a vermiştir. Bayar, hükûmet üyelerini 14 Kasım 1938 tarihinde açıklamıştır.


Soru: İsmet İnönü döneminde kurulan Bayar hükümetinde, Atatürk döneminde görev alan kimler bu yeni hükümette görev almamıştır?

Cevap: 14 Kasım 1938’de kurulan Bayar hükûmetinde, Atatürk dönemine göre iki önemli değişiklik yapılmıştır.
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a yeni hükûmette görev verilmemiştir.


Soru: Celal Bayar Hükûmeti’nin ilk önemli görevi ne olmuştur?

Cevap: Yeni hükûmetin ilk önemli görevi, Atatürk’ün cenaze töreni hazırlıkları olmuştur. Nitekim bu hazırlıklar için 14 Kasım 1938 tarihinde Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Numan Menemencioğlu başkanlığında bir komisyon oluşturulmuştur.


Soru: Celal Bayar’ın istifası sonrasında hükümeti kurma yetkisi kime verilmiştir?

Cevap: Celal Bayar’ın istifası üzerine hâlihazırda İçişleri Bakanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri olan Refik Saydam, yeni hükûmeti kurmakla görevlendirilmiştir.


Soru: Refik Saydam Hükûmeti’nde Celal Bayar Hükumetine göre yapılan değişiklikler nelerdir?

Cevap: Celal Bayar’ın istifası üzerine hâlihazırda İçişleri Bakanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri olan Refik Saydam, yeni hükûmeti kurmakla görevlendirilmiştir. Bayar hükûmetine göre, bu hükûmette iki değişiklik yapılmıştır. İçişleri Bakanlığı’na Tekirdağ milletvekili Faik Öztrak, Ziraat Bakanlığı’na Kütahya vekili Muhlis Erkmen
getirilmiştir.


Soru: Seçimlerden sonra ilk kez 3 Nisan 1939’da toplanan Meclis’te, başkanlık makamına kim getirilmiştir?

Cevap: Meclis, seçimlerden sonra ilk kez 3 Nisan 1939 tarihinde toplanmıştır. Meclis başkanlığına Abdülhalik
Renda, Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü yeniden seçilmişlerdir. Hükûmeti kurma görevi, seçim sonrası meclisin toplanması ile istifa eden Refik Saydam’a yeniden verilmiştir.


Soru: 3 Nisan 1939 tarihinden sonra kurulan hükûmette yapılan yenilikler nelerdir?

Cevap: Meclis, seçimlerden sonra ilk kez 3 Nisan 1939 tarihinde toplanmıştır. Meclis başkanlığına Abdülhalik Renda, Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü yeniden seçilmişlerdir. Hükûmeti kurma görevi, seçim sonrası meclisin toplanması ile istifa eden Refik Saydam’a yeniden verilmiştir. Bu hükûmette haberleşme ve ulaştırma ile ticaret adıyla iki yeni bakanlık kurulmuştur (Akşam, 25.3.1939).


Soru: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı hangi tarihlerde ve ne amaçla toplanmıştır?

Cevap: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı, 29 Mayıs-3 Haziran 1939 tarihleri arasında toplanmıştır. Bu kurultay, devlet-parti bütünleşmesinde değişiklik yapılması, parti müfettişliğinin yeniden oluşturulması ve Müstakil Grup kurulması bakımından önem arz etmektedir. Kurultayda 18 Haziran 1936 tarihli uygulama gereğince birbirine
bağlı olan parti ve devletin birbirinden ayrılması kararı alınmıştır.


Soru: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği’ne kim getirilmiştir?

Cevap: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı,29 Mayıs-3 Haziran 1939 tarihleri arasında toplanmıştır. Bu kurultay, devlet-parti bütünleşmesinde değişiklik yapılması, parti müfettişliğinin yeniden oluşturulması ve Müstakil Grup kurulması bakımından önem arz etmektedir. Kurultayda 18 Haziran 1936 tarihli uygulama gereğince birbirine
bağlı olan parti ve devletin birbirinden ayrılması kararı alınmıştır. Alınan karar çerçevesinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğine Ahmet Fikri Tuzer getirilmiştir (Ulus, 27.1.1939).


Soru: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı sonrasında alınan ve devlet-parti ayrımına zıt olarak yapılan uygulama nedir?

Cevap: Tuzer, devlet-parti bütünleşmesine son verildiğini açıkladığı bu konuşmasında, il başkanlığı ve valilik idaresinin birbirinden ayrılmış olsa bile eski vazifelerine de devam edebileceklerini söylemiştir. Kuşkusuz bu açıklama tek partili rejimde, parti görevlilerinin sadece parti işleri ile, devlet görevlilerinin sadece devlet işleri ile ilgilenmelerinin
mevcut yapıda mümkün olmamasından kaynaklanmaktadır. Nitekim yapılmak istenen devlet-parti ayrışımına
zıt bir uygulama olarak kurultayda alınan kararla Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri, “devlet bakanı” olarak hükûmete katılmıştır.


Soru: Cumhuriyet Halk Partisi Beşinci Büyük Kurultayı’nda verilen müstakil grup kurma önerisi kaç kişilik bir grup kurma önerisidir?

Cevap: Kurultayda Müstakil Grup kurmak için bir önerge verilmiştir. Buna göre Müstakil Grup 3 kişilik bir idare kurulunun olduğu 30 kişiden oluşacaktır. Müstakil Grup’un üyeleri bu grupta kaldıkça kabineye giremeyeceklerdir. Meclisteki parti grup toplantısında hazır bulunacaklar, fakat alınacak ya da alınan herhangi bir karar hakkında görüş bildiremeyecekler, oylamaya katılmayacaklardır.


Soru: CHP kuruluş döneminde var olan parti müfettişliği kaç yılında kaldırılmış ve kaç yılında yeniden oluşturulmuştur?

Cevap: CHP kuruluş döneminde var olan parti müfettişliği, rejim açısından önemli dönüşümlerin yaşandığı 1931 yılında kaldırılmıştır. Fakat 1939 yılı CHP Beşinci Kurultayı’nda nizamnameye koyulan bir madde ile parti müfettişlikleri yeniden oluşturulmuştur. İdari taksimat 20 teftiş mıntıkasına ayrılmış ve her mıntıkaya bir müfettiş tayin edilmiştir.


Ünite 4

Soru: 27 Mayıs’ın habercisi olarak kabul edilen olay tarihe hangi isimle geçmiştir?

Cevap: Dokuz Subay Olayı, 27 Mayıs’ın en belirgin
habercisi olarak kabul edilmektedir. Başbakan
Menderes, bu olay karşısında gerekli tepkiyi
göstermedi. Bundan cesaret alan ordu içinde bir
grup asker, 27 Mayıs Darbesine giden süreci sessizce hazırladı.


Soru: II. Dünya Savaşı sonrasında
ABD ile SSCB arasındaki yaşanan ve kendisini askeri eylemlerden çok ekonomik
baskı, propaganda ve silahlanma yarışıyla gösteren, 1946’da başlayan ve 1989’da
Berlin Duvarı’nın yıkılışı sonrası 1991’de
SSCB’nin dağılması ile sonlanan döneme
ne isim verilmektedir?

Cevap: Bu dönem Soğuk Savaş dönemi olarak adlandırılmaktadır.


Demokrat Parti Dönemi Ekonomi Politikaları (1950-1960)

Soru: DP’nin, TBMM’ye sunduğu ilk hükümet programında hangi ekonomi politikaları gündeme gelmiştir?

Cevap: Türk halkının büyük desteği
ile iktidara gelen DP’nin, TBMM’ye sunduğu ilk
hükümet programındaki

hayat pahalılığını ortadan kaldırmak,iş ve üretim hacmini geliştirmek,
hayat standardını yükseltmek amacıyla ekonomik
yapıyı düzenlemeye yönelik tedbirler alacağı belirtildi


Soru: “Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu” kapsamında Türkiye ye öncelikle hangi alanlardaki yatırımcılar davet edilmiştir?

Cevap: Özel sermaye yatırımlarını teşvik eden yeni kanun tasarısı hazırlanarak,
30 Temmuz 1951’de Meclis’te görüşülmeye başlandı. Turizm, maden, sanayi, ulaştırma alanlarında
yabancı sermayeyi Türkiye’ye davet eden “Yabancı
Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu” 1 Ağustos1951’de TBMM’de kabul edildi.


Soru: DP’nin iktisadi alanda gerçekleştirdiği başarılar nedeniyle “altın yıllar” olarak adlandırılan dönem hangi yılları kapsamaktadır?

Cevap: 1950- 1954 dönemi DP’nin iktisadi alanda gerçekleştirdiği başarılar nedeniyle “altın yıllar” olarak adlandırıldı.


Soru: 1954 yılından itibaren ekonominin olumsuz yönde etkilenme sebebleri nelerdir?

Cevap: Fakat 1954 dönemi DP Hükümeti için özellikle iktisadi açıdan sıkıntılarla başladı. Tarıma ve
dış ticarete ağırlık veren iktisadi kalkınma stratejisi, dış koşulların etkisi ile değişmek zorunda kaldı.
Kötü hava şartları tarım üretimini olumsuz etkiledi
ve ürün miktarında düşüş gerçekleşti. Bu düşüş,
ihracat imkânlarını daralttı ve bu daralma ithalatında kısıtlanmasını beraberinde getirdi. Mahsulün azalması dış ticaret dengesini bozdu ve ülkede
döviz sıkıntısı çekilmeye başlandı


Soru: 4 Ağustos 1958’de istikrar
programı kararlarının uygulamaya başlanacağının duyurulması ve moratoryum ilan edilmesi sonucu alınan ilk tedbir nedir?

Cevap: Bu program dâhilinde iktisadi alanda yaşanan olumsuz gelişmelerin önüne geçilmesi için hükümet, 4 Ağustos 1958’de istikrar
programı kararlarını uygulamaya başlayacağını duyurdu ve moratoryum ilan etti. Türk lirasının yabancı para karşısında devalüe edilmesini öngören
tedbirler alındı.


Demokrat Parti Döneminde Dış Politikada Yaşananlar (1950-1960)

Soru: Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB’nin askerî açıdan karşı karşıya geldiği ilk bölge neresidir?

Cevap: Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB’nin askerî açıdan karşı karşıya geldiği ilk bölge Kore Yarımadası oldu.


Soru: ABD’nin,
Brüksel Antlaşması’na katılanlar (İngiltere,
Fransa, Belçika, Lüksemburg, Hollanda)
ve Kanada, İtalya, Danimarka, Norveç,
Portekiz ve İzlanda ile 4 Nisan 1949’da
Washington’da bir araya gelerek imzaladığı anlaşma nedir?

Cevap: Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü
(NATO): Soğuk Savaş koşulları içerisinde ABD, Avrupa’yı da içine alacak bir savunma paktına girmeye karar verdi. ABD,
Brüksel Antlaşması’na katılanlar (İngiltere,
Fransa, Belçika, Lüksemburg, Hollanda)
ve Kanada, İtalya, Danimarka, Norveç,
Portekiz ve İzlanda ile 4 Nisan 1949’da
Washington’da bir araya gelerek, “Kuzey
Atlantik Antlaşması”nı (North Atlantic
Treaty), imzaladı ve Antlaşma 24 Ağustos
1949’da yürürlüğe girdi. İttifakın merkezi
1966’da Paris’ten Brüksel’e taşınmıştır


Soru: Kıbrıs Adasında yaşayan Rum kökenliler ve Yunanlılar,
Ada’nın Yunanistan’a ilhakı düşüncesine ne ad verilmektedir?

Cevap: 1950 yılına kadar Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin zaman içinde
Anadolu’ya göç etmeleri, Rum nüfusun giderek
artmasına neden olmuştu. Bu durum karşısında Ada’da yaşayan Rum kökenliler ve Yunanlılar,
Ada’nın Yunanistan’a ilhakı düşüncesini (ENOSİS) gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlere başlamışlardı. ENOSİS’i gerçekleştirmek amacıyla
1950’de Yunanistan’da yapılan mitinglerde dünya
kamuoyunun dikkati Kıbrıs üzerine çekildi.


Soru: Kıbrıs Rumlarının ENOSİS amacını gerçekleştirmeyi hızlandırmak
için kurdukları örgütün ismi nedir?

Cevap: EOKA: (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston/ Kıbrıslıların Millî Mücadele Örgütü),
Georgios Grivas tarafından kurulan bir terör
örgütüdür. EOKA Kıbrıs Rumlarının ENOSİS amacını gerçekleştirmeyi hızlandırmak
için kurulmuştur


Soru: Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT)’nin amaçları nelerdir?

Cevap: Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nin amaçları
arasında,

<ul> <li>Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini sağlamak, </li> <li>Enosis’e ve bu hedef doğrultusunda gerçekleştirilen terör eylemlerine karşı
durmak,
</li> <li>Türklere yapılacak saldırıları geri püskürtmek, </li> <li>Türk toplumunun birliğini ve bütünlüğünü sağlamak, </li> <li>Rumlara ve İngilizlere karşı
Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak,
</li> <li>Türkiyeile sıcak ilişkileri ve Türk halkının anavatana bağlılığın</li> </ul> ı sürdürmek vardı.


Soru: Türkiye ve Irak arasında 24 Şubat 1955’te imzalanan
“Karşılıklı İşbirliği Antlaşması”’nın diğer adı nedir?

Cevap: Türkiye ve Irak, 24 Şubat 1955’te “Bağdat Paktı” olarak
bilinen “Karşılıklı İşbirliği Antlaşması”’nı imzaladı.
4 Nisan 1955’te İngiltere, 23 Eylül 1955’te Pakistan ve 3 Kasım 1955’te de İran Pakt’a üye oldu


Soru: 5 Ocak 1957’de Eisenhower ilan ettiği Doktrini’nin amacı nedir?

Cevap: e 5 Ocak 1957’de Eisenhower
Doktrini’ni ilan etti. Doktrinin amacı,

Sovyetler Birliği ile Suriye’nin yakınlaşmasını önlemek ve bölgede
askerî güç dengesi yaratmaktı.


Soru: Irak’ın Pakt’tan çekilmesi ile 21 Ağustos 1959 da
Bağdat Paktı’nın ismi ne olarak değiştirilmiştir?

Cevap: i. Ekim 1958’de Bağdat Paktı’nın merkezi Bağdat’tan Ankara’ya taşındı. 24 Mart 1959’da da Irak, Pakt’tan çekildiğini ilan etti. Irak’ın Pakt’tan çekilmesi ile 21 Ağustos 1959
Bağdat Paktı’nın isminin Merkezi Antlaşma Örgütü olarak değiştirildiği ilan edildi


Demokrat Parti Döneminde İç Politikada Yaşananlar (1950-1960)

Soru: Demokrat parti hangi yılda kurulmuştur?

Cevap: Sonuç olarak, Dörtlü Takrir’e imza atan ve CHP’den ayrılan dört milletvekili 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi (DP) kurdu.


Soru: Günaltay Hükûmeti seçime hazırlık sürecinde hangi vergilerin kaldırılmasını sağlamıştır?

Cevap: Günaltay Hükûmeti seçime hazırlık sürecinde
ekonomi alanında Toprak Mahsulleri Vergisi, Varlık
Vergisi ve İhracat Vergisi’ni kaldırdı, Toprak Reformu
Yasası’nda da değişiklikler yapıldı.


Soru: “Menderesli Yıllar” ‘ın başlamış olduğu 1950 li yıllarda Cumhurbaşkanı kim seçilmiştir?

Cevap: 1950 seçimlerinden sonra, 22 Mayıs 1950’de açılan TBMM’nin IX. Toplantısına, en yaşlı üye sıfatıyla
Hüseyin Cahit Yalçın başkanlık etti. Aynı gün Celal Bayar, Cumhurbaşkanı, Refik Koraltan da Meclis
Başkanı seçildi. Cumhurbaşkanı Bayar, Adnan Menderes’i hükümeti kurmakla görevlendirdi. Böylece 10
yıl sürecek olan “Demokrat Parti Dönemi” bir başka deyişle “Menderesli Yıllar” başlamış oldu. Hükümet
programı 29 Mayıs 1950’de TBMM’de Adnan Menderes tarafından okundu ve 2 Haziran 1950’de güvenoyu alarak I. Menderes Hükümeti (22.05.1950-09.03.1951) kuruldu


Soru: 14 Haziran 1954’te Malatya’dan ve Kocaeli’den
ayrılarak il statüsüne yükseltilen ilçeler hangisidir?

Cevap: Hemen ardından il yapılandırmalarında değişiklikler yapıldı. 14 Haziran 1954’te Adıyaman, Malatya’dan, Adapazarı ilçesi de Kocaeli’den
ayrılarak il statüsüne yükseltildi


Soru: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün “Güç Birliği Hareketi”ne halkın desteğini sağlamak için
milletvekili, partili ve gazetecilerle çıktığı yurt
gezisine ne ad verilmektedir?

Cevap: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün “Güç Birliği Hareketi”ne halkın desteğini sağlamak için
milletvekili, partili ve gazetecilerle çıktığı yurt
gezisi “Büyük Taarruz” ya da “Ege Taarruzu” olarak adlandırılmıştır.


Ünite 5

Soru: Albay Talat Aydemir’in darbe girişimlerinin sonuçları nelerdir?

Cevap: Albay Talat Aydemir’in I.darbe girişiminin başarısız olması sonucunda başta hem koalisyon ortakları hem de siyasi muhalifleri karşısında İsmet İnönü’nün elini kuvvetlendirmiş olmakla birlikte sonunda af kapsamındaki anlaşmazlıklar-askeri ve siyasi af ve ekonomik problemler 30 Mayıs 1962 tarihinde İsmet İnönü’nün istifasını getirmiştir. Talat Aydemir ikinci darbe girişiminde de başarısız olmuş ve yargılanarak idam edilmiştir.


12 Mart 1971 Muhtırasından 1980 Askerî Darbesine Kadar Türkiye

Soru: I. ve II. Nihat Erim hükümetleri dönemlerine dönemlerine damgasını vuran olaylar nelerdir?

Cevap: I. Erim hükümeti döneminde hükûmet “anarşiyi durdurmak” amacıyla çok tartışılan baskıcı anti-demokratik uygulamalara girişmiş, sıkı maliye politikalarına yönelmiş ve dış politikada daha çok içe kapanmacı ve ABD’ye yönelimli bir çizgi izlemiştir (Aydın-Taşkın, 2014).
İlan edilen sıkıyönetimin ardından 20 Mart’ta Millî Nizam Partisi (MNP) Anayasanın laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması ilkelerine aykırı” bulunması nedeniyle, 21 Temmuzda da TİP “bölücülük” gerekçesiyle kapatıldı. 30 Haziran 1971’de 1961 Anayasasının siyasal ve ekonomik özgürlükleriyle ilgili maddelerinde hükûmetin elini kuvvetlendirecek düzenlemeler yapıldı. Gençlik örgütleri dağıtıldı, sendikal faaliyetler yasaklandı. Bazı basın yayın organları kapatıldı. Yaşar Kemal, Fakir Baykurt gibi ünlü ya- zarlar Bahri Savcı, Nuri Esen, Tarık Zafer Tunaya ve Mümtaz Soysal gibi profesörler olmak üzere pek çok akademisyen ve aydına yönelik kapsamlı tutuklamalar başladı.
II. Erim hükûmeti döneminde de olaylar durulmadı. 10 Ocak 1972’de Askerî Yargıtay Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a verilen idam cezalarını onayladı ve TBMM’nin onayına sundu. 10 Mart 1972’de Meclis idamları onayladı. Sokak çatışmaları da bir türlü dinmek bilmiyordu (Altuğ, 1973). Özellikle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararlarından sonra yaşananlar Erim Hükûmeti için büyük tepkilere sebep oldu. Nihat Erim başarısız ikinci başbakanlık görevinden 17 Nisan 1972’de istifa etmek suretiyle ayrılmak zorunda kaldı.


Soru: 15 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatının dönemin Başbakanı Bülent Ecevit için önemi nedir?

Cevap: Ecevit erken seçime giderek Kıbrıs harekatı başarısını oya dönüştürmeyi planlayarak, 18 Eylül 1974 tarihinde hükûmetin istifasını cumhurbaşkanına sundu. Ancak CHP’nin tek başına ülkeyi erken seçime götürmeye yetecek sayıda milletvekili yoktu. Diğer partiler de Ecevit’in niyetini anlayarak karara destek vermediler. Siyaset tıkandı. Yaklaşık 241 gün süren hükûmet krizi yaşandı. Bu gelişme üzerine Cumhurbaşkanı Korutürk, hükûmeti kurma görevini Prof. Dr. Sadi Irmak’a verdi. Hükûmet güvenoyu alamamasına rağmen yaklaşık 4,5 ay görevde kaldı


Soru: 26 Ocak 1974’te kurulan CHP-MSP koalisyonunun sürpriz olarak algılanmasının nedeni nedir?

Cevap: 26 Ocak 1974’te kurulan CHP-MSP koalisyonunun sürpriz olarak algılanmasının nedeni laiklik hassasiyeti ile merkez sağ partilere sert muhalefet yapan CHP’nin, daha evvel laikliğe aykırı faaliyetleri nedeniyle kapatılmış olan bir partinin devamı niteliğindeki MSP ile hükûmet kurmasıdır.


Soru: Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren olaylar nelerdir?

Cevap: Ülkenin tamamında sıkıyönetim uygulanmasına rağmen sokak olaylarının ve ölümlerin önü alınamaması. Ülkenin çözümsüz kalan bu siyasi ve ekonomik sorunlarına yeni cumhurbaşkanlığı sorunu da eklenmesi: 6 Nisan 1980’de Cumhurbaşkanı Korutürk’ün görev süresi doldu. Meclis altı ay yeni cumhurbaşkanı seçmek için uğraştı. Cumhurbaşkanlığı için 115 tur yapıldı ancak hiçbir aday seçilemedi. Ordu üst yönetimi 6 Eylül 1980’de MSP’nin düzenlediği Konya Mitingi’nde İstiklal Marşı’nın okunmasının reddedilmesini, mitingdeki görüntüleri ve “tek halife-tek devlet-tek millet” gibi sloganları güçlü bir irtica tehditi olarak algıladı. Ordu 12 Eylül 1980 günü askerî müdahaleyle iktidara el koydu. Darbeyle birlikte ülke yönetimini Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in liderliğinde kuvvet komutanlarından oluşan Millî Güvenlik Konseyi (MGK) aldı. Konsey, emekli asker Bülent Ulusu’ya yeni hükûmeti kurma görevini verdi (Sunay, 2010).


27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi ve Sonrasındaki Gelişmeler

Soru: Türkiye’yi 27 Mayıs 1960 AskerîDarbesi’ne götüren olaylar nelerdir?

Cevap: Ülkemizi 27 Mayıs 1960 AskerîDarbesi’ne götüren olaylar aşağıda sıralanmıştır.
<ul> <li>Ordu içindeki tasfiyelerin alt rütbeli subaylarda neden olduğu huzursuzluk</li> <li>Ülkenin içinde olduğu ekonomik sıkıntılar </li> <li>DP’nin anti-demokratik icraatları, örneğin tahkikat komisyonu kurarak muhalefetin üstüne gitmesi, ve otoriter bir idareye yönelmesi </li> <li>Öğrenci olaylarının önlenemez bir hal alması</li> </ul>


Soru: 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi sonrası gerçekleştirilen icraatlar nelerdir?

Cevap: 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi sonrası gerçekleştirilen ilk icraatlar aşağıda sıralanmıştır.
<ul> <li>TBMM ve hükümet feshedildi</li> <li>Her türlü siyasal faaliyet yasaklandı</li> <li>Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Bakanlar kurulu üyeleri, DP Milletvekilleri tutuklanarak Yassıada’ya gönderildi. </li> <li>Teknokrat Bakanlardan oluşan bir hükümet kuruldu</li> <li>Geçici bir Anayasa komisyonu kuruldu ve hazırlanan geçici Anayasa ile askeri yönetimin hukuki çerçevesi belirlendi. </li> </ul>


Soru: Milli Birlik Komitesi’nin (MBK) yaptığı tasfiyeler nelerdir?

Cevap: Milli Birlik Komitesi büyük ses getiren 3 tasfiye yapmıştır. Bunlardan birincisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yapılan geniş kapsamlı tasfiyedir. Bu kapsamda 235 general, albayların %80’, yarbayların %50’si, binbaşıların %10’u emekliye sevk edilmiş ve bu emekli subaylar Emekli Înkilap Subayları (EMİNSU) Derneği adı altında örgütlenmiş ve darbe girişiminde bulunmuş ve 6 Eylül 1961 tarihinde kapatılmıştır. İkinci tasfiye de merkezi üniversitelerde yapılmıştır. Bu kapsamda 147 kişi üniversitelerden ihraç edilmiştir. Bu ihraçlar da son derece hızlı ve özensiz yapılmıştır. Üçüncü tasfiye de “14lerin tasfiyesi” olarak anılır. MBK’nin içinde partilerin politik faaliyetlerine izin verilmeden önce ülkenin siyasi yapısını değiştirecek reformları gerçekleştirmek isteyen üyelerin tasfiyesidir.


Adalet Partisi İktidarı ve 12 Mart Muhtırası (1965-1971)

Soru: 10 Ekim 1965’te yapılan genel seçimlerle iktidara gelen I. Demirel Hükümeti’nin öncelikleri nelerdir?

Cevap: 10 Ekim 1965’te yapılan genel seçimlerle iktidara gelen I. Demirel Hükümeti, önceliği ekonomik sorunlara verdi. Takip edilen liberal ekonomi yöntem ile yatırımlar artırıldı. ABD ile iyi ilişkilere önem verildi. Aslında hükûmet için en temel sorun meclis üzerindeki askerî vesayet ile mücadele oldu. Bu mücadelede Demirel’in sarıldığı kavram “millî irade”ydi. Demirel bu kavram aracılığıyla hem halkla daha yakın ilişki kurma imkânlarını arıyor hem de ordu ve zinde güçlere demokrasilerdeki meşruiyet kaynağını hatırlatmaya çalışıyordu.


Soru: AP Hükümeti döneminde CHP içinde yaşanan önemli gelişmeler nelerdir?

Cevap: AP Hükümeti döneminde işçi ve gençlik hareketlerinin kuvvetlenmesi, TİP’in bu kesimlerin desteğini giderek daha çok görmesi CHP’yi kadrosunu yenilemek ve programını biraz daha sola kaydırmaya zorladı. Bu süreçte CHP içinde iki kanat arasındaki mücadele de iyice gün yüzüne çıktı. Parti içinde güçlenen unsur Ecevit gençlerin desteğini alıyordu. Buna karşı partinin muhafazakâr unsurları bu söylemden “Ecevit solculuğundan” rahatsızlık duyuyordu. Genel Sekreter Kemal Satır, Grup Başkanvekili Turhan Feyzioğlu, milletvekillerinden Mehmet Hazer, Hıfzı Oğuz Bekata, Ferit Melen Çoşkun Kırca gibi isimler ortanın solu programının karşısına geçtiler. Ancak CHP’nin 18. Kurultayında 24 Ekim 1966’da Bülent Ecevit CHP Genel sekreteri seçildi (Uyar, 2017). İnönü kurultayda Ecevit’i destekledi. Ecevit’le birlikte CHP ortanın solu hedefiyle yavaş yavaş daha sol politikalara dönmeye başladı. Sosyal demokrat ilkeler ön plana çıkarılmaya başlandı. Bu gelişme ortanın solu karşısında duran milletvekilleri için bir yol ayrımına neden oldu. Turhan Feyzioğlu ve 47 arkadaşı 30 Nisan 1967’de CHP’den istifa etti. Böylece CHP’nin meclisteki sandalye sayısı da 101’e düşmüş oldu.


Soru: 1969 seçimlerine doğru oluşan öğrenci hareketleri nelerdir?

Cevap: 1964 yılı sonrasında üniversite gençliği arasında örgütlenmeler başlamıştı. Sağcı öğrenciler Komünizmimle Mücadele Dernekleri (TKMD) ve sonrasında da Ülkü Ocakları üzerinden örgütlenirken devrimci ve sosyalist öğrenciler ise fakültelerdeki Fikir Kulüpleri üzerinden örgütlenmeye başladılar. 1965’te fikir kulüpleri tek çatı altında toplanarak Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) adı ile birleştirildi. Federasyon Başkanı Mahir Çayan oldu. TİP 1969 yılına kadar federasyonda etkili oldu. Bu tarihten sonra ise, Millî Demokratik Devrim (MMD) yanlılarının etkinliği arttı. Yeni Başkan Yusuf Küpeli, militan mücadeleyi benimsemiş ve parlamento dışı muhalefete ağırlık vermişti. 1969’daki kongrede federasyonun adı Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu olarak (TDGF) değiştirildi. Hareket bu tarihten sonra Dev-Genç olarak anılmaya başladı. İlk başkan Atilla Sarp ikinci başkan ise Ertuğrul Kürkçü idi. Dev-Genç kısa sürede İstanbul ve Ankara’daki üniversiteli gençler arasında geniş bir örgütlenme olanağı yakaladı (Feyzioğlu, 2015).


Soru: 10 Ekim 1965 tarihinde yapılan seçimle iktidara gelen Demirel başkanlığındaki Adalet partisi iktidarı için yapılan eleştiri nedir?

Cevap: 10 Ekim 1965 tarihinde yapılan seçimle iktidara gelen Demirel başkanlığındaki Adalet partisi iktidarı için yapılan eleştiri hükümetin Demokrat Parti’nin devamı olarak görülmesidir.


Soru: 28 Mart 1966’da Cevdet Sunay’ı Cumhurbaşkanı seçilmesinin nedeni nedir?

Cevap: 1965 Genel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Gürsel’in sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine bir Cumhurbaşkanlığı seçim krizi gündeme geldi. Ordu bu makamı sivillerin eline bırakmak istemiyordu. AP bu baskıya direnemedi. Böylece Başbakan Demirel’in önerisi ile meclis 28 Mart 1966’da Cevdet Sunay’ı Cumhurbaşkanı seçti.


Soru: Türkiye’yi 12 Mart muhtırasına götüren nedenler nelerdir?

Cevap: Süleyman Demirel sağ ve sol öğrenci grupları arasındaki çatışmaları ve işçi mitinglerini, ekonominin kötü gidişatını önleyemiyordu. Durum ordu içinde de rahatsızlıklara ve müdahale fikrinin gündeme gelmesine neden oldu. Gelişmeler üzerine Orgeneral Memduh Tağmaç, başta Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur olmak üzere kuvvet komutanlarının desteğini alarak harekete geçti. Genişletilmiş Komuta Konseyi Toplantıları sonucunda hükûmete verilmek üzere bir muhtıra hazırlandı. 12 Mart günü TRT’nin Ankara merkezinden haberlerde okunan ordunun yüksek komuta kademe- sinin eksiksiz imzaladığı muhtırada ordu, hükûmet ve parlamento suçlanarak mevcut durumun sorumluları olarak gösteriyordu. Partiler üstü bir anlayışla kuvvetli ve inandırıcı bir hükûmete ihtiyaç olduğu, aksi takdirde idareyi doğrudan üzerlerine alacaklarını açıkladılar


Sivil Siyasete Geçiş Çabaları: (1961-1965)

Soru: MBK’nin sivil yönetime geçişteki ilk önemli adımı nedir ve ne zaman atılmıştır?

Cevap: MBK’nin sivil yönetime geçiş sürecinde ilk ciddi adımı 6 Ocak 1961 Kurucu Meclis ile güç ve yetkilerini paylaşması oldu. Milli Birlik Komitesi, yeni anayasanın ülkedeki siyasi güçlerin ve baskı gruplarının daha geniş temsiline dayanan bir Kurucu Meclis tarafından görüşülüp kabul edilmesinden yanaydı.Bu nedenle oluşturulan bir kurul oluşturuldu ve bu kurul oluşturulacak olan Kurucu Meclisin usullerini belirleyerek Milli Birlik Komitesi’ne bir tasarı olarak sunmuştu. MBK bu tasarıda bazı değişiklikler yaparak 13 Aralık 1960’da Kurucu Meclis için seçim kararı aldı. Kurucu Meclis, Milli Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi adını taşıyan iki yapıdan meydana geliyordu. Seçimler sonucunda meclis 6 Ocak 1961 tarihinde çalışmalarına başladı.


Soru: 1961 Anayasası’nın özellikleri nelerdir?

Cevap: 1961 Anayasası Başlangıç bölümü dışında 157 esas ve 22 geçici madde olarak düzenlendi. Anayasa metninde “Genel esaslar, Temel Hak ve Ödevler, Cumhuriyetin Temel Kuruluşu (Yasama, Yürütme, Yargı) Çeşitli Hükümler ve Son Hükümler” olmak üzere altı kısım yer aldı. Teşkilât-ı Esasi’ye yerine “Anayasa” tabiri kullanıldı. İkinci Meclisin yani Cumhuriyet Senatosu’nun oluşturulması, Anayasa Mahkemesi’nin ve Yüksek Yargıçlar Kurulu’nun kurulması, Devlet Planlama Teşkilâtı’nın oluşturulması, basın ve üniversite özerkliğinin tam olarak sağlanması gibi önemli düzenlemeler anayasada yer aldı. 1961 Anayasasının en dikkat çekici özelliklerinden birisi de Atatürk’ün altı ilkesinin Anayasa metninden çıkarılmış olmasıydı. Bunun yerine Anayasanın başlangıç kısmında milletin direnme hakkından söz edilmiş, Türk milliyetçiliğinden geniş şekilde söz edilmiş, millî egemenlik ve Atatürk devrimlerine bağlılıktan ayrıntılı şekilde bahsedilmişti. Ayrıca 1924-1934 yılları arasında çıkarılan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini korumayı amaçlayan sekiz kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceği belirtilmişti (Gözübüyük, 2002). Bu kanunlar Anayasa’nın 153 maddesinde yer almıştı. Bunlar: “Öğretimin Birleştirilmesi, Şapka Giyilmesi, Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması, Medeni Kanun’un Evlenme ve Nikâha İlişkin Hükmü, Uluslararası Rakamların Kabulü, Yeni Türk Harflerinin Kabulü ve Uygulanması, Bazı Lakap ve Unvanların Kaldırılması Hakkındaki Kanun, Bazı Kisvelerin Giyilmesini Yasaklayan Kanun’du.”
1961 Anayasası bireysel hak ve özgürlükleri genişleten bir anayasa idi. Ancak anayasa aynı zamanda DP dönemine tepki anayasası idi. İktidar yetkileri yasama ve yargı arasında bölündü. Böylece iktidarın ülke yönetiminde tam muktedir olması zorlaştırıldı. Ayrıca yeni anayasada Millî Güvenlik Kurumu gibi askerî vesayetin taşıyıcısı yeni kurumlar da oluşturuldu. 27 Mayıs’ı gerçekleştiren askerler ömür boyu “tabii senatör” yapılarak bu senatoda yer aldı. Ayrıca bu meclisin üzerinde kanunları denetleyen bir Anayasa Mahkemesi kuruldu (Modern Türkiye Tarihi, 2019). Yeni Anayasa 9 Temmuz 1961 tarihinde halkoyuna sunuldu. Halk yeni anayasayı %61.5 evet oyuyla kabul etti. Bu Türkiye’de bir anayasa için yapılan ilk halkoylamasıydı.


Soru: 13 Ocak 1961 sonrasında kurulan siyasi partiler hangileridir?

Cevap: MBK, 13 Ocak 1961 tarihinde siyasal partilerin faaliyetlerine sınırlı ölçüde izin verdi. Bu kapsamda Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi kurulmuştur.


Soru: 15 Ekim 1961 tarihinde yapılan ilk seçimlerin önemi nedir?

Cevap: dört siyasi partinin katıldığı seçimlerde hiç bir parti meclisteki çoğunluğu elde edemedi. 1961 genel seçimleri sonucunda Türkiye ilk defa koalisyon ile tanışıyordu. Sonuçlar, siyasi ve toplumsal yapıyı değiştirmeden iktidarı sivillere devretmenin tehlikelerine karşı uyarıda bulunanların öngörülerini doğruladı. Bu sonuçlar içeride ve dışarıda, Menderes’in bir zaferi ve 27 Mayıs rejimine karşı bir tepki olarak yorumlandı (Ahmad, 2007). DP’nin devamı niteliğindeki AP’nin mecliste CHP’ye yakın bir sandalye sayısına sahip olması Silahlı Kuvvetler Birliği içindeki bir grubun harekete geçmesine neden oldu.


Soru: 2 Aralık 1961’de güvenoyu alarak göreve başlayan koalisyon hükümeti için “silah gölgesinde bir evlilik” (Hale, 1996) betimlemesinin kullanılmasının nedeni nedir?

Cevap: 2 Aralık 1961’de güvenoyu alarak göreve başlayan koalisyon hükümeti için “silah gölgesinde bir evlilik” (Hale, 1996) olarak betimlenmektedir.Askerî çevreler İsmet İnönü’nün Başbakanlığında ısrarcıydı ancak CHP’nin meclisteki sandalye sayısı tek başına hükûmeti kurmaya yetmiyordu. Uzun pazarlıklar sonucunda darbe sonrasının ilk hükûmeti CHP ve AP’nin üye vererek aktif katılımı ve YTP ve CKMP’nin dışarıdan desteklediği koalisyon hükûmeti ile kuruldu.


Soru: 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında sol çevrelerdeki yeni oluşumlar nelerdir?

Cevap: Devlet tarafından ılımlı bir sosyalist partiye izin verilmiş ve TİP (Türkiye İşçi Partisi) kurulmuştur. Siyasal hayatta TİP ile kendini gösteren sosyalist eğilimler yayın hayatında Yön Dergisi, toplumsal hayatta ise Sosyalist Kültür Derneği ile yer almaya başlamıştır.


Ünite 6

Soru: Referandum ile onaylanan ilk anayasa hangisidir?

Cevap: 1961 anayasası.


12 Eylül 1980 Askerî Darbesi ve Ara Rejimi

Soru: Cumhuriyet’in çok partili hayata geçiş dönemin­de siyasete etki eden askerî müdahaleler sırasıyla hangileridir?

Cevap: Cumhuriyet’in çok partili hayat geçiş dönemin­de 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası sonrasında siyasete etki eden üçüncü askerî müdahale 12 Eylül 1980 darbesidir.


Soru: 12 Eylül darbe döneminde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı kimdir?

Cevap: Bu süreçte Başbakan ve AP Genel Başkanı Süleyman Demirel’dir.


Soru: Çorum olayları hangi tarihte gerçekleşmiştir?

Cevap: 29 Mayıs – 11 Temmuz 1980.


Soru: Türkiye’de kaos ortamının giderek şiddetini art­tırması üzerine Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının 11 Temmuz’da aldıkları askerî müdahale kararı neden ertelenmiştir?

Cevap: Türkiye’de kaos ortamının giderek şiddetini art­tırması üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Karar Kuvvetleri Komutanı Orge­neral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Jandarma Genel Ko­mutanı Orgeneral Sedat Celasun ve Deniz Kuvvet­leri Komutanı Oramiral Nejat Tümer Haziran ayında yaptıkları değerlendirme sonucunda 11 Temmuz’da askerî müdahale kararı almış ise de Süleyman Demirel Hükûmeti’nin meclisten güvenoyu alması üzerine bu karar ertelenmiştir.


Soru: 12 Eylül askeri darbesi sürecinde dönemin genel kurmay başkanı kimdir?

Cevap: Kenan Evren


Soru: 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin ilk örneği nerede sergilenmiştir?

Cevap: Ordu Fatsa’da 1979 yerel seçimlerinde Fatsa Belediye Başkanlığını bağımsız aday olarak kazanan Fikri Sönmez’in 11 Temmuz 1980 tarihinde Fatsa’da sosyalist bir yönetim kurduğunu ilan ederek mahalli idareler kurması TSK’yi rahatsız etmiştir. 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin ilk örneği burada sergilenmiş tanklar ve ağır silahlar ile sıkıyönetim ilan edilen Fatsa’da askerî müdahale yaşanmıştır.


Soru: 12 Eylül 1980 tarihinde saat 04.00 sularında radyodan okunan darbe bildirisindeki gerekçe nedir?

Cevap: 12 Eylül 1980 tarihinde saat 04.00 sularında radyodan okunan darbe bildirisinde gerekçe, Türk Silahlı Kuvvetleri iç hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’ni Kollama ve Koruma görevi Türk Milleti adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevi olduğu vurgusuyla belirtilmiştir (Meclis Araştırma Raporu, 2012).


Soru: Askerî darbenin ilk günlerindeki uygulamaların amacı nedir?

Cevap: Askerî darbenin ilk günlerinde uygulamaların amacı darbenin ve darbe yöneticilerinin meşrulu­ğunu tesis etme yönünde olmuş, darbenin gerekçe­lerine dayanarak kaos içindeki siyasal hayatı tekrar düzene sokabilmek ve rejimin olması gerektiği gibi işlerliğinin sağlanabilmesi amaçlanmıştır.


Soru: Milli Güvenlik Konseyinin başkanı kimdir?

Cevap: Kenan Evren.


Soru: Sermaye Piyasası Kurulu hangi yılda kurulmuştur?

Cevap: 1981 yılında kurulmuştur.


Soru: MGK üyeleri ülkenin bir daha benzer kaos ortamına düşmemesini sağlamak ve bir önceki anayasada oluşan boşlukları düzenlemek yeni bir Anayasa hazırlama sürecini hangi kanun ile başlatmıştır?

Cevap: MGK üyeleri ülkenin bir daha benzer kaos ortamına düşmemesini sağlamak ve bir önceki anayasada oluşan boşlukları düzenlemek yeni bir Anayasa hazırlama sürecini, 27 Ekim 1980 yılında “Anayasa Düzeni Hakkında Kanunu” ile başlatmış, bu yasal düzenlemeye dayanarak MGK ve Danışma Meclisi üyelerinden oluşan bir Kurucu Meclis oluşturmuştur.


Soru: Yeni bir Anayasa yapmakla görevlendirilip 23 Kasım 1981 tarihinde bir Ana­yasa Komisyonu oluşturan ve anayasa yapım sü­recini başlatan oluşuma ne ad verilir?

Cevap: Danışma Meclisi.


Soru: Siyasi yasaklar ge­tirmesi, cumhurbaşkanına da yürütme yetkisi ver­mesi ve önceki yıllarda yaşanan kaos ortamından dolayı devletin temel felsefesinin yasayla belirlendiği ve buna göre denetlendiği sınırlayıcı ve kapsayıcı olan anayasa hangisidir?

Cevap: 1982 anayasası.


Turgut Özal’ın Başbakanlık Dönemi

Soru: Toplumdaki ayrışmayı ortadan kaldırmak ve huzuru sağlayabilmek amacıyla bütün eğilimlerin par­tisinde buluşmasını planlayan Anavatan Partisi lideri kimdir?

Cevap: Turgut Özal.


Soru: Turgut Özal parti programında ANAP’ı hangi ifadelerle tanımlamıştır?

Cevap: Turgut Özal parti programında ANAP’ı “milliyetçi, muhafazakâr, sosyal adaletçi, rekabete dayalı ser­best pazar ekonomisini esas alan bir siyasi partidir” ifadeleriyle tanımlamıştır.


Soru: Özal farklı mekânlarda ve farklı zamanlarda Özal liderliğinin temel prensiplerinden olarak üç temel özgürlüğe vurgu yapmıştır. Bunlar nelerdir?

Cevap: Bunlar düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğüdür.


Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı Dönemi

Soru: Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993 tarihindeki ölü­mü üzerine kürt meselesindeki Özal’ın uyguladığı prensiplerin rafa kaldırılması ve güvenlik odaklı uygula­maların ağırlık kazanmasının sebepleri nelerdir?

Cevap: Elbette bunda PKK’nın askerlere, öğretmenlere ve devlete ait mülklere yap­tığı saldırıların, 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl- Elâzığ yolunda 33 askeri şehit etmesinin, 6 Tem­muz 1993 tarihinde Erzincan Başbağlar’da masum insanları katletmesinin etkisi büyük olmuştur.


Soru: Türkiye’nin bölgesel güç merkezi olması için çaba gösteren Özal’ın en önemli başarısı nedir?

Cevap: Karadeniz’e kı­yısı olan ve Karadeniz havzasında bulunan ülkelerin bölgesel ekonomik iş birliğini hedefleyen Karadeniz Ekonomik İşbirliği’nin kurulmasıdır.


Soru: Türkiye Cumhuriyeti’nin sekizinci cumhurbaşkanı kimdir?

Cevap: Turgut Özal


Ünite 7

1991-1995 Dönemi Siyasal, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Olaylar

Soru: 1991’de yapılan milletvekilliği seçimlerinde Anavatan Partisi yüzde kaç oranında oy alarak parlamentoya girmiştir?

Cevap: 1991’de yapılan milletvekilliği seçimlerinde beş parti %10’luk Türkiye barajını aşarak parlamentoya girmiştir. Anavatan Partisi (ANAP) % 24 oy oranıyla 115 milletvekili kazanmıştır.


Soru: 20 Ekim 1991’de yapılan erken genel seçimlerde, seçim sonuçlarına göre ilk üç parti hangileridir?

Cevap: 20 Ekim 1991’de yapılan erken genel seçimlerde DYP birinci parti ve ANAP ikinci parti olmuştur. SHP ise üçüncü parti olmuş ve ana muhalefet partisi olma özelliğini yitirmiştir.


Soru: Birinci DYP-SHP Koalisyonu hangi tarihler arasında görev yapmıştır?

Cevap: Birinci DYP-SHP Koalisyonu VII. Demirel Hükûmeti olarak da bilinir. 21 Kasım 1991 ile 25 Haziran 1993 tarihleri arasında görev yapan ve DYP genel başkanı Süleyman Demirel’in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 49. hükûmetidir.


Soru: Kürtçe yemin etmeleri ile tepki çeken SHP millet vekilleri kimlerdir?

Cevap: Halkın Emek Partisi (HEP) kökenli SHP milletvekilleri Leyla Zana ve Hatip Dicle’nin yemin töreninde Kürtçe yemin etmeleri tepki toplamıştır.


Soru: 1990’ların faili meçhul cinayetlerden en ses getireni hangisi olarak düşünülmektedir?

Cevap: 1990’ların karanlık bir dönem olarak adlandırılmasının nedenlerinden olan faili meçhul cinayetlerden en ses getireni Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993 tarihinde aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldürülmesidir.


Soru: “Huzur Temin Harekâtı” nın başlaması ve müttefik ülkelerin birliklerinden oluşan “Çekiç Güç Hava Birliği”nin Türkiye’de konuşlanmasının olumsuz sonucu nedir?

Cevap: Huzur Temin Harekâtı” başlatılmış ve müttefik ülkelerin birliklerinden oluşan “Çekiç Güç Hava Birliği” Türkiye’de konuşlanmıştır. Bu operasyon sığınmacıların sınırlara yayılmasını önlerken, Kuzey Irak’ta otorite boşluğu oluşmuş, Kürt Özerk Bölgesini yaratmış ve ABD yerel Kürt unsurlara destek vererek PKK’nın güçlenmesine neden olmuştur.


Soru: DYP-SHP Koalisyon Hükûmeti’nin Dışişleri Bakanı kimdir.

Cevap: Bakan Hikmet Çetin’dir.


Soru: Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993’teki ölümünden sonra yerine kim gelmiştir?

Cevap: Süleyman Demirel TBMM’de yapılan oylamaların üçüncü turunda 16 Mayıs 1993’de Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olmuştur.


Soru: Türkiye’nin ilk kadın başbakanı kimdir?

Cevap: Türkiye’nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller’dir.


Soru: İkinci DYP-SHP Koalisyonu hangi tarihler arası görev yapmıştır?

Cevap: İkinci DYP-SHP Koalisyonu 25 Haziran 1993 ile 5 Ekim 1995 tarihleri arasında görev yapmıştır.


1995-1999 Dönemi Siyasal, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Olaylar

Soru: 24 Aralık 1995’te yapılan milletvekilliği seçimlerinde %10’luk Türkiye barajını aşarak parlamentoya giren partiler hangileridir?

Cevap: 1995 genel seçimlerinden RP birinci, ANAP ikinci, DYP üçüncü, DSP ve CHP dördüncü ve beşinci parti olarak çıkmıştır. Partiler bu seçimde de tek başına hükûmeti kuracak çoğunluğu elde edememiştir.


Soru: 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarına göre parlamentodaki parti oy oranları nedir?

Cevap: 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarına göre, Refah Partisi % 21.4 oy oranıyla 158, Anavatan Partisi %19.6 oy oranı ile 132, Doğruyol Partisi %19.2 oy oranıyla 135, Demokratik Sol Parti %14.6 oy oranıyla 76, Cumhuriyet Halk Partisi % 10.7 oy oranıyla 49 milletvekili kazanmışlardır.


Soru: Kamuoyunda ANAYOL olarak bilinen birleşim Türkiye’nin kaçıncı hükûmetidir?

Cevap: ANAYOL Türkiye Cumhuriyeti’nin 53. hükûmetidir.


Soru: Türkiye Cumhuriyeti’nin 54. hükûmeti hangi tarihler arasında görev yapmıştır?

Cevap: Yaygın adıyla REFAH-YOL Hükûmeti olarak bilinir. 28 Haziran 1996 ile 30 Haziran 1997 tarihleri arasında görev yapmıştır.


Soru: 54. hükûmetin başbakanı ve yardımcısı kimlerdir?

Cevap: Necmettin Erbakan Başbakan, Tansu Çiller başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanıdır. Hükûmet 28 Haziran 1996 tarihinde Cumhurbaşkanı Demirel’in görevlendirilmesi ile kurulmuş ve 8 Temmuz 1996’da güvenoyu almıştır.


Soru: 28 Şubat sürecine ortam hazırladığı düşünülen olaylar hangileridir?

Cevap: Erbakan’ın gerçekleştirdiği Ortadoğu gezisi ve Müslüman devletlerle yaptığı anlaşmalar, Susurluk Kazası’nın siyasi sonuçları, Başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere verilen iftar yemeği, Ankara’da düzenlenen Kudüs Gecesi’nde cihat oyunu sergilenmesi, üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan kararnamenin imzalanması, o döneme damgasını vuran suikastler ve faili meçhul cinayetler 28 Şubat sürecine ortam hazırlamıştır


Soru: 8 Şubat 1997’de yapılan MGK toplantısında alınan “Tavsiye Kararları” nelerdir?

Cevap: Alınan kararlarda laik devlet ilkesine dikkat çekilmiş ve karşıt hareketlere yönelik önlemler dile getirilmiştir. Bu bağlamda tarikatlara bağlı okulların denetlenmesi ve MEB’e devredilmesi, Kuran kurslarının denetlenmesi, tarikatların kapatılması, irticai faaliyetlere katılan ve savunan kişilerin ve medyanın kontrol altına alınması, kıyafet kanununa uyularak resmi kurumlarda başörtüsü ve sarık gibi aksesuarların kullanımının yasaklanması gibi maddeler yer almıştır.


Soru: Batı Çalışma Grubu’nun kurulması fikri kime aittir?

Cevap: Batı Çalışma Grubu Güven Erkaya’nın komutanı olduğu Deniz Kuvvetleri bünyesinde faaliyet göstermiştir. Bu grubun kurulmasının fikri ise dönemin genelkurmay ikinci başkanı olan Çevik Bir’e ait olduğu söylenmiştir.


Soru:
III. Yılmaz hükûmeti hangi tarihler arasında görev yapmıştır?

Cevap:
III. Yılmaz hükûmeti 30 Haziran 1997 ile 11 Ocak 1999 tarihleri arasında yaklaşık 1,5 yıl süreyle görev yapmıştır.


1999-2002 Dönemi Siyasal, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Olaylar

Soru: 18 Nisan 1999’da yapılan milletvekilliği seçimlerinde parlamentoya giren partiler hangileridir?

Cevap: 18 Nisan 1999’da yapılan milletvekilliği seçimlerinde beş parti %10’luk Türkiye barajını aşarak parlamentoya girmiştir. Seçim sonuçlarına göre, DSP %22.2 oy oranıyla 136, MHP %18.0 oy oranıyla 129, FP % 15.4 oy oranıyla 111, DYP % 12.0 oy oranıyla 85, BĞMSZ %0.9 oy oranıyla 3 milletvekili kazanmıştır.


Giriş

Soru: Türkiye hangi tarihler arasında Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarından oluşan, Millî Güvenlik Konseyi tarafından yönetilmiştir?

Cevap: Türkiye 12 Eylül 1980’den 13 Aralık 1983’e kadar Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarından oluşan ve Millî
Güvenlik Konseyi adı verilen beş kişi tarafından yönetilmiştir.


Ünite 8

Soru: AK Parti’nin ikinci döneminde sivil-asker ilişkileri bağlamında iç politika gündemini meşgul eden konular hangileridir?

Cevap: 1- Ergenekon Davası
2- Balyoz Eylem Planı Davası
3- 2011 Yüksek Askerî Şura (YAŞ) Kararları’dır


Ak Parti Dönemi Dış Politika Gelişmeleri (2002-2018)

Soru: Türkiye-ABD arasındaki stratejik ortaklık anlayışını çatlatan ve ilişkileri gittikçe zayılatan olaylar nelerdir?

Cevap: 1 Mart Tezkeresi’nin TBMM tarafından reddedilmesi Türk-Amerikan ilişkilerinde Sovyet tehdidi karşısında kurulmuş olan “stratejik ortaklık” anlayışında çatlak meydana getirmiştir. 4 Temmuz 2003’te yaşanan Çuval Olayı’ndan sonra ise Türkiye’de anti-Amerikancılık daha da artmış, Türkiye-ABD ilişkileri giderek zayıflamıştır.


Soru: AK Parti dönemi Türkiye-Rusya ilişkilerinin en büyük kriz ne zaman ve nasıl yaşanmıştır?

Cevap: AK Parti dönemi Türkiye-Rusya ilişkilerinin en büyük krizi 24 Kasım 2015’te yaşanmıştır. Bu tarihte Suriye’de bulunan Rus Hava Kuvvetlerinin SU-24 savaş uçağı Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle düşürülmüştür. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında Türk silahlı kuvvetlerinden FETÖ/PDY Terör Ör- gütü üyesi olduğu için atılan iki pilot tarafından uçağın düşürülmesi, Türk-Rus ilişkilerinde büyük bir kriz yaratmıştır. Bir anlamda Türkiye ile Rusya karşı karşıya getirilmek, hatta savaşa sürüklenmek istenmiştir.


Soru: Türkiye, Balkanlarda dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmek hangi dış politika ilkesini kullanmıştır?

Cevap: Türkiye, Balkanlarda dış politika hedeflerini gerçekleştirebilmek için en önemli dış politika aracı olarak “yumuşak güç” ilkesini ve unsurlarını kullanmıştır.


Ak Parti Dönemi İç Politika Gelişmeleri (2002-2018)

Soru: AK Parti kurulduktan sonra ne zaman seçimleri kazanmıştır?

Cevap: Türkiye’de koalisyon hükûmetinin sona ermesinin ardından erken genel seçimler 3 Kasım 2002’de gerçekleştirilmiştir.


Soru: AK Parti kazandığı ilk seçimlerde TBMM’de kaç milletvekili kazanmıştır?

Cevap: Yapılan seçimde kurulmasının üzerinden on dört ay gibi kısa bir süre geçen ve kurucu lideri tutuklu bulunan AK Parti, oyların % 34.2’sini alarak TBMM’de 363 milletvekili kazanmıştır.


Soru: Erdoğan’ın mahkûm olduğu suç milletvekili seçilme engeli oluşturması kimlerin desteğiyle ve nasıl kaldırılmıştır?

Cevap: Deniz Baykal liderliğindeki CHP, Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önünde engel oluşturan Anayasa’nın 76. Maddesinin değiştirilmesine destek vermiştir. TBMM’de 27 Aralık 2002’de gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın mahkûm olduğu suç milletvekili seçilme engeli oluşturmaktan çıkarılmıştır.


Soru: Türkiye’de ilk “e-muhtıra” ne zaman olmuştur?

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ve dijital çağın ilk e-muhtırası 27 Nisan 2007’de Saat: 23:20’de Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayımlanmıştır.


Soru: 22 Temmuz 2007’de yapılması kararlaştırılan erken seçim nasıl sonuçlanmıştır?

Cevap: AK Parti oyların % 46.5’ini alarak 341 milletvekili çıkarmış, CHP % 20.8 oy alarak 112 milletvekilliği kazanmıştır. MHP’nin % 14.2’lik oy alarak ülke seçim barajını geçmesidir.


Soru: Türkiye’de Parlamenter sistem içinde Cumhurbaşkanı’nın halk oylaması ile seçilmesi nasıl belirlenmiştir?

Cevap: Türkiye’de Parlamenter sistem içinde Cumhurbaşkanı’nın halk oylaması ile seçilmesi yöntemi 21 Ekim 2007’de gerçekleştirilen Anayasa Değişikliği Halkoylaması ile kabul edilmiştir.


Soru: Türkiye’nin siyasi tarihinde AK Parti hangi açıdan diğer siyasi partilerden farklılaşmıştır?

Cevap: Türk siyasi hayatında ilk defa tek başına iktidarda iken kendisine yönelik kapatılma davası açılan siyasi parti AK Parti’dir.


Soru: Kemal Kılıçdaroğlu ne zaman CHP’nin 7. Genel Başkanı seçilmiştir?

Cevap: İstanbul Milletvekili ve yerel seçimlerde CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu 22 Mayıs 2010’da Ankara Atatürk Spor Salonu’nda yapılan 33. Olağan Kurultayı’nda CHP’nin 7. Genel Başkanı seçilmiştir.


Soru: 12 Haziran 2011 Milletvekilliği Genel Seçimleri hangi ilkleri bünyesinde barındırmıştır?

Cevap: Bu seçimler Türkiye’de 34 yıl aradan sonra “erken” yapılmayan ilk genel seçimdir. Ayrıca ilk defa 25 yaşını doldurmuş kişiler bu seçimlerde milletvekili adayı ve milletvekili olmuştur.


Soru: AK Parti’nin üçüncü dönemi ne zaman başlamıştır?

Cevap: TBMM’nin 24. Dönem üyelerinin seçilmesi için 12 Haziran 2011’de yapılan milletvekilliği genel seçimler sonrasında başlamıştır.


Soru: “Fetullahçılar” olarak bilinen FETÖ/PDY Terör Örgütü dış destekle harekete ilk olarak ne zaman harekete geçmiştir?

Cevap: Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan ve kamuoyunda “Fetullahçılar” olarak bilinen FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün varmak istediği amaçlar doğrultusunda dış destekle harekete geçtiği ilk defa 7 Şubat MİT Kumpası’nda anlaşılmıştır.


Soru: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı kimdir?

Cevap: Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.


Soru: Türkiye’de yapılan seçimlerde yurtdışı seçmenlerin ilk defa oy kullanması hangi seçimlerde gerçekleşmiştir?

Cevap: Türkiye’de yapılan seçimlerde yurtdışı seçmenlerin ilk defa oy kullanması 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile olmuştur


Soru: 15 Temmuz Darbe Girişimini gerçekleştiren örgüt ve ele başısı kimdir?

Cevap: Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)’nın elebaşılığını Amerika’nın Pensilvanya eyaletindeki Fethullah Gülen yapmıştır. Fethullah Gülen, Türkiye’deki çalışmalarına ağırlıklı olarak 1960 yılından sonra başlamış, özellikle ordu, yargı, emniyet ve istihbarat gibi devlet içerisinde önemli birimlerde kadrolaşmış, örgütlenmiştir.


Soru: Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ilk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri hangi tarihte yapılmıştır? .

Cevap: Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ilk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin 24 Haziran 2018’de yapılması TBMM tarafından kararlaştırılmıştır.


Giriş

Soru: AK Parti ne zaman kurulmuştur?

Cevap: Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001’de AK Parti kurulmuştur.